Dua'nın önemi
Güncelleme tarihi: 13 Eki 2024
Allâhü Teâlâ, "bana duâ ediniz ki, duânızı kabul edeyim" buyuruyor.
Muhterem okuyucu kardeşim!
Bu okuduğumuz âyeti kerime, Mü'min suresinin 60. âyetidir. Allâhü Teâlâ biz kullarından duâ etmemizi emrediyor, bizden her zaman duâ ederek kendisinden yardım istememizi bildiriyor.
Ama diyeceksin ki, benim günahım çok, duâm kabul olur mu? Böyle endişelenmemize gerek yok. Çünkü Allâhü Teâlâ, Bakara suresinin 186. âyetinde:
"Bana el açıp yalvaran kulumun duâsını kabul ederim" buyuruyor.
Bu âyeti kerimelerden öğreniyoruz ki, kendi saâdetimiz, selâmetimiz için duâ etmemiz gereklidir. Hata ve günâhlarımız çoktur duâmız kabul olmaz diye bir tereddüde (şüpheye) düşmemiz hiç de doğru ve akıllıca bir hareket değildir. Zira Allâhımızın âyetlerini okuduk. Biz, duâ edersek duâmız kabul olur. Allâhımız bizden duâ etmemizi istiyor. Duâmızı kabul edeceğini beyan ediyor.
Şimdi de duânın kıymet ve değerini büyüklük ve faziletini öğrenelim.
Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (sav):
"Allâhü Teâlâ indinde (katında) duâdan daha şerefli (kıymetli-değerli) hiçbir şey yoktur."
Yine peygamberimiz (sav):
"Allâhü Teâlâ kendisinden istenmeyi sever." yâni, aslında duâ etme arzusu insanın mayasında, yaradılışında vardır. Duâ etmek, insanın ruhi ihtiyacıdır. İnsan çaresizlik içinde kaldığı zaman, ruhu daralıp sıkıntılar içinde kıvrandığı an kuvvet ve kudret sahibi olan Allah'dan yardım istemek ihtiyacını kendinde şiddetle hissedip duyar.
Onun için Cenab-ı Hak, Kur'ân-ı Kerim'inde buyuruyor ki:
"Bunalıp darda kalan kulunu, sıkıntıya düşüp çaresizlik içinde kıvranıp duran kimse duâ edip yalvardığında imdadına yetişip yardım eden, (kulunu düşmüş olduğu sıkıntıdan, elem ve kederden kurtaran) ancak Allâhü Teâlâ1dır"
Bir kulun düşmüş olduğu sıkıntı ve tehlikelerden Allah'dan başka kurtaracak hiçbir kuvvet yoktur ve düşünülemez.
Hz. Yunus peygamber (a.s), balığın karnına düştüğü zaman, "Yâ Rabbi, senden başka hiçbir ilâh yoktur" diye yalvarıp duâ etti. Allâhü Teâlâ, Yüce peygamberi Hz. Yunus (Aleyhisselâm)ı diri diri, sağ sâlim balığın karnından burnu bile kanamadan kurtardı.
Bu yardımı Allâh'dan başka hiçbir kimse yapamazdı. Bu kuvvet ve kudret ancak Allâh'a mahsustur. Kullarından duâ ederek Allâhü Teâlâ'dan her türlü ihtiyaç ve dileklerini istemeleri Cenâb-ı Hakkın hoşuna gider. Ve kullarının arzu ve isteklerini verir, dilek ve duâlarını kabul eder demektir.
Yine peygamberimiz (sav) buyuruyor:
Kul duâ ettiğinde üç şeyden birine kavuşur:
Ya ettiği duâ sebebiyle günahı bağışlanır.
Veya peşin bir mükâfata kavuşur.
Veyâhut da âhirette karşılığını bulur.
Bu Hadis-i Şerif, duâ ettim de kabul edilmedi diyen kimselere çok güzel bir ders veriyor. Çünkü yapılan duâ sahibine mutlak bir hayır(iyilik) ve fayda(yarar) sağlar.
Okuduğumuz bu Hadis-i Şerif'deki üç ma'nâyı düşünelim.
-Aslında duâ etmek bir müslüman için en büyük ibâdettir.
-Duâ etmenin sevabı pek çoktur.
- Dua etmenin pek çok faydaları vardır.
Sevgili peygamberimiz (sav) buyurur ki:
"Duâ ibâdetin ta kendisidir. Duâ, ibâdetin özü ve iliğidir." Demek ki,, duâ en büyük ibâdet, hem de ibâdetin özü, iliği ve beyni mesâbesi (yeri)ndedir.
Yine peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:
"Duâ inananların silahıdır" müminler, müslümanlar, duâları sayesinde her türlü şerlerden, zararlardan korunabilirler. (Bu zararlar şeytandan, insanlardan ve nefsinden olabilir.)
Kalın sağlıcakla, Allâh'a emanet



Yorumlar